Haber

İBB Başkanı İmamoğlu, Erdoğan’ın İftira Atlı Videosuna Tepki Verdi

HABER: OKTAY YILDIRIM – Kamera: ADEM KARABAYIR

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sarıyer’de vatandaşlara seslenirken, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın miting meydanlarında izlettirdiği iftira niteliğindeki montaj görüntüye, “Yalan söylediğini itiraf ediyor. , milletten özür dile, bu iftira attığın insanlardan özür dile.Değerli arkadaşlarım güzel insanlar, iftira ve yalan söylemek büyük günahtır.Köle yemek büyük günahtır.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, bu akşam Sarıyer’in Ayazağa Mahallesi’nde vatandaşlara seslendi. İmamoğlu’nun aracı Ayazağa’ya girerken küçük bir grubun attığı provokatif sloganlara vatandaşlar ellerinde Türk bayrakları dalgalandırarak karşılık verdi. Sarıyerlilere seslenen İmamoğlu, şunları söyledi:

BÜYÜYEN TOPLUMUN BİRBİRİNE SAYGI ÖNÜNDEKİ EN DEĞERLİ KONU: İyi geceler. İyi günler. Hayatın hoş olsun. Ne güzel, çocuklar yine ön saflarda. Genç kızlarımız var, güzel erkeklerimiz var. Bayanlar ve baylar var. Bu aile ortamını görmek, güzel ablalarımızı görmek siyaset değildir. Bakın bu hasbihal yapabilmek dünyanın en büyük zenginliğidir. Toplumun her kesimine bu samimiyetle gidebiliyorsam bu bana yeter. Bak, insanları seviyorsun, sevmiyorsun; ama saygı göstermek başka bir şeydir. Toplumun birbirine olan saygısını artırmak önümüzdeki en değerli sorundur. Ben bu duygularla buradayım ve şunu da söyleyeyim, aranızda olmaktan çok mutluyum. Buraya gelenler gelmeyenlere Ekrem İmamoğlu’nun en içten selamını, sevgi ve saygılarını getirsinler. Hoşgeldin neşe getirdin.

BUNLAR ŞAŞIRTICI: Size hizmetlerimizden uzun uzun bahsetmeyeceğim. Şükrü Genç Başkanım çok doğru ve güzel anlatıyor. “Yıllar sonra Sarıyer Büyükşehir Belediyesi ile tanıştı” diyor. Bu aslında kötü bir tarif ama maalesef buna mecburuz. Bugünün hükümeti, bu parti benden değilse, buranın belediye başkanı orayı ziyaret etmez. Bu kadar partizan, bu kadar bölücü, bu kadar kutuplaştırıcı, bu kadar bölücü bir dil ve tavır; İnanır mısınız Bakın Cumhuriyetimiz 100 yaşında; Hiç kimse bu topluma verdiği zararı vermedi ve ne yazık ki böyle büyük bir kayıpla karşı karşıyayız. Artık toplumun huzur ve sükunetini sağlamaya çalışıyoruz. Oldukça şaşırdılar. 28 Mayıs onun için tarihi bir gün. 28 Mayıs Pazar gününü önemseyelim, çok değerli. Cumhuriyet tarihinin belki de en değerli günü. Tanımlayalım. Ekonomisi freni bozuk kamyon gibidir. Çocuklarımız artık bu ülkede hayal kurmak istemiyor. Gençler hep yurt dışında konuşur. Cebimizde para var. Vatandaşlar fiyatlara bakmaktan korkarak markete, markete gidiyor.

BU DEVLETİN KURALLARINDA BİRAZ BİLİNÇ VARSA UTANMAK GEREKİR: Hatta pazar yerlerini geziyorum, pazarlarda insanlar bana çantalarını gösteriyor. Eskiden çantalarımız dolar doluydu, taşıyamaz olduk. Şimdi teyzeyim, 82 yaşında Çekmeköy’de dört gün önce yanıma yaklaştı. ‘Başkan’ dedi, ‘Erik istedim, aldım’ dedi. Bana çantayı gösterdi. Torbada beş erik, ‘5 liraya aldım’ dedi. Beş erik… Tanesi 1 lira. Onun için bu büyük bir kriz. Bu şehirde yaşayanlar bu şehrin evlerinin kirasını ödeyemiyor. Bu öğrenci yurtlarını bu yıl çocuklara açmasaydık, oğullarımızın kızlarımızın bize anlattıklarını anlatayım. ‘Bu yurt olmasaydı, sen bana burs vermeseydin ailem beni üniversiteye göndermezdi.’ Bakın burada çok deneyimli arkadaşlarımız var. Bahsettiğimiz yıllar 40 yıl, 50 yıl, 30 yıl öncesi değil. Bak, bu tür şeyler hakkında konuşmak utanç verici. 21. yüzyılda Cumhuriyetin 100. yılında Anadolu’da bir gence, bir kıza, bir oğula ‘Oğlum İstanbul’a gideceksin ama ben senin kiranı ödeyemem, harçlık koyamam’ dedik. senin cebin Bu yüzden seni üniversiteye gönderemem’… Bu büyük bir kriz. Bu hükümeti yönetenlerin vicdanları varsa utansınlar.

MERKEZ BANKASI DAVASI 42 YILIN EN DÜŞÜK NOKTASINDA: Artık boyamak çok kolay. Bakın günümüz Türkiye’sinde öyle bir döviz krizi var ki öyle bir mali kriz var ki. Allah korusun, iktidarda kalsınlar. Şu anda Merkez Bankası kasası son 42 yılın en düşük seviyesinde. 42 yılda bakın, 1980’lerden bu yana devrim zamanlarının en düşük noktasında. O yüzden hocam ‘benim dövizle ne işim var’ diyebilirsiniz…. Arabanın benzininden giydiğiniz cekete, kullandığınız tüm ürünlere, cep telefonunuzdan şuna bu kadar demeyin maalesef bu ülkede her şey dövize bağlı. Onun için 28 Mayıs tarihi çok önemli. Bu seçim sadece bir cumhurbaşkanlığı seçimi değil aziz hemşehrilerim. Türkiye’nin geleceği ile ilgili karar verme sorumluluğunu içerir. Bunu biliyorum; Bu millet bu sorumluluğu taşıyacak ve doğru kararlar verecek vicdan ve muhakeme kabiliyetine sahiptir. Ben vatandaşlarımıza güveniyorum. Ben bu ülkenin ve milletin öngörüsüne güveniyorum. O yüzden bu güç devam ederse neler olacağını hayal bile edemiyorum.

YOK EDEN EKONOMİMİZ GÜZEL OLUŞTU VE VATANDAŞLAR BUNA İTİRAZ ETTİKTEN SONRA VATANDAŞA SES VERME BASKILARINI ARTIRDILAR: Bakın, bir avuç ayrıcalıklı, hali vakti yerinde insanın serveti için milletin kaynaklarını körü körüne harcamaya devam ediyorlar. Bu ülkeyi büyük ölçüde dışa bağımlı hale getiriyorlar. Bozuk ekonomimiz yeterince çöküyor ve vatandaş buna itiraz ettikçe vatandaşın sesini kısmak için baskıyı artırıyor, insanları konuşturmuyorlar. Bakın bu gençler twit attı diye, fikrini söyledi diye kapılarına polis gelirdi. Bakın bu tür bir toplum toplum haline getiriliyor, özgürlüklerini kısıtlıyorlar. Bu karanlık geleceği değiştirmek sizin elinizde. Bakın güzel hanımlar, burada ticaret yapıyoruz, bunlar değerli. Şimdi başta hanımlar olmak üzere siz değerli vicdanlı hemşehrilerim. Burada vatandaşımın her yüzü var, ülkemin her insanında var. Bu şehrin 81 vilayetinden Balkan göçmeni soydaşlarımıza kadar her taraftan insanların yüzlerinden bunu aşağı yukarı anlayabilirsiniz. Tüm insanlarımız ve renklerimiz burada. Bu insanlar birbirlerinin inançlarına saygı duyarlar. Bu milletler milli duyguları için birbirleriyle rekabet etmezler. Maça omuz omuza gider, milli maçı izler gibi milli duygularıyla coşup evine döner. Bu milletin bayrağına ve birbirine olan inancının asla yarış olmayacağını bilir. ya da ‘bana oy vermeyen terörist, oy veren vatan hainidir’ diyenler. Aklı gitmiş, beyni gitmiş.

HANGİ İMAMI? İMAM MİMAMIM DEĞİL, SEVKİLİDİR: Bakın böyle garip olaylar yaşadı güzel arkadaşlarım. Belki yakın zamanda görmüşsünüzdür. Bakın bir cami imamı vatandaşa vaaz verirken bugünkü iktidarı savunuyor. Silahım mermi dolu’ diyor, ‘o gece ne yapacağımı bil’ diyor. Bunu diyen salak imama… Fark etmez yuh. Önemli değil, zaten yuhalanacak adam o. Efendim, uzaklaştırma aldı, ne olduğunu bilmiyorum. Bugünün hükümeti yarın onunla fotoğraf çekecek, onu söyleyeyim. O vaiz koltuğu benim sevgili peygamberimin koltuğudur. Hazreti Muhammed’in koltuğu. Sen o divanda konuşurken, o koltukta dinimizin zevklerini, imanımızın zevklerini konuşacaksın. Komşusu açken uyuyan benden değil mi diyeceksin? O koltuğa çıkıp cemaatin gözü önünde dışarı çıkıp başkalarına terörist diyemezsiniz. Hangi imam? O bir imam değil. O hayranlık uyandırıcı. Bak, o topal. Sorun nedir? Bu berbat değil. Bizim işimiz imamla, burada İmamoğlu var, biz çözeriz, sorun değil. Endişelenme, bizim hiçbir endişemiz yok. Ama problem ne biliyor musun? Oradan bir vatandaş çıkıyor, yansımasını ona gösteriyor. İmam o camide vatandaşı ayağa kaldırıyor ve diğer vatandaşları o yansımayı gösteren vatandaşa saldırtıyor; o daha kötü. Yani cemaatin aldatması daha beter, sorun orada. Dolayısıyla değerli arkadaşlarım bu sorunu çözmemiz gerekiyor, bu samimiyetsizliği çözmemiz gerekiyor. Neden böyle oldu biliyor musunuz? Caminin içinde toplantı yaparsanız oradaki imamlar sizi takip eder. Cami halkın ibadet yeridir. Caminin ne olduğunu biliyor musun? Cami, insanların eşit olduğu yerdir. Kulun Allah ve Yaradan ile baş başa kaldığı yerdir. Yaradan ile kul arasına kimse giremez. oradaki din görevlileri de kendi kavimlerine güzel ahlakı anlatmakta, Peygamber Efendimizi anlatmaktadırlar. Yaradanın ayetlerinden örnekler verir, siyaset yeri değildir. Kışlada, okulda siyasetin işi olmaz. Mağdur olayım bak bu millet çok zorluklar çekti, çok çekti. Bu aklı destekleyenler, bu aklı taşıyanlar, bizim güzel insanımızı sorunun içine sokuyorlar.

KONUŞTUĞUNU ONAYLADI. ÇIKIŞ, MİLLETTEN DİLİNE İTİRAZ. BU KÖLE KONUŞTUĞUNUZ KİŞİYE İTİRAZ: Neden bu milleti birbirine düşürüyorsunuz kardeşim? peki ya bir ülkenin cumhurbaşkanı, bakın ne olduğunu biliyor musunuz? Ruhumda devletin başı adamdır… Bin yıllık geleneği olan bu Cumhuriyet… Bakın bu toprakların bin yıllık geleneği var. Daha geriye gidersek daha fazlasını buluruz. Bu milletin devlet geleneği; Devletin başındaki cumhurbaşkanı bir anne hakkında, bir baba hakkında. Ebeveynler çocuklarını ayırt eder mi? Çocuğuna bakarken ‘sen busun, sen busun’ mu diyor? Yahu ‘terörist’ diyor, ‘hain’ diyor, şunu söylüyor, bunu söylüyor. Ondan sonra da ‘ama meclis, ama bu, ama bu’ diyerek saçma sapan konuşuyorlar. Kendisi saçmalamayı kabul ediyor, Çıkın, halktan özür dileyin. Bu iftirayı attığın kişiden özür dile. Sevgili dostlarım, güzel insanlar; İftira atmak, boş konuşmak büyük günahtır. Bak, bu büyük bir günah. Köle yemek büyük günahtır. Onlarla siyaset olmaz. Bunlarla alacağın oyu Allah kahretsin diyeceğim ama lanetlenmek istemiyorum. Sana bir şey söyleyebilir miyim? Oy alacağım diye burada bir vatandaşın kalbini kırsam o gece uyuyamam anlıyor musunuz? Bu dili kullananlar evde nasıl rahat rahat başını yastığa koyabiliyor anlamıyorum. Ama fark ne olacak biliyor musunuz? Koltukları bittiği gün milletin yüzüne bakamayacaklar. Ahlaki ve erdemli bir yönetim olduğunu söylüyorum. Ahlaki ve erdemli yönetimin ne olduğunu biliyor musunuz? Ceketini alıp Ayazağa’ya gelip çayını kahveni bu kafede, o dükkânda, milletin derdi olan o koltuğun süresi bitince içebiliyorsan sen iyi insansın. Ama koltuğunuzun bittiği gün 50-100-200 korucuyla milletin huzuruna çıkarsa gidin uzayda yaşayın. Bu ülkede sana yer yok.

BU ÜLKEDE PKK’NIN SALDIRISINA UĞRADIĞI TEK BAŞKAN KILIÇDAROĞLU: Bakın bu ülkenin insanı samimiyeti sever. Onun için bunlar yoruldu, bitti. 30 yıl öncesinin, 25 yıl öncesinin diline bakın, o artık başka bir dil. Yani o koltuğu korumak için ülkeyi alt üst etseler de bir tek destekleri kalmıştı. İnsanlara hiçbir şey söylemiyorlar. Sadece muhalefet aktörlerine karşı fitne, fitne, iftira, iftira. Bu bakımdan değerli arkadaşlarım, üzerimize büyük bir sorumluluk düşmektedir. 28 Mayıs’taki bir sonraki oylamada iki aday var. Mührü koyacağınız kişi, erdemiyle, ahlakıyla; hak, hukuk ve adalet mücadelesiyle, hakkı yemeyerek… ‘Onlar terörist’ diyor ya da PKK’nın saldırdığı bu ülkede tek cumhurbaşkanı. O saldırıda ben de oradaydım, Artvin’deydim, yanındaydım. Hak, hukuk ve adalet mücadelesine adanmış ve… Milletin gücü, milletin gücü. Bir kişinin gücünü çöpe atacağız. Halkın gücü gelecek, bir kişinin gücü gidecek. O pusulada iki isim var, Kemal Kılıçdaroğlu’nu mühürlemeye hazır mısınız? Yeni bir dönem geliyor, farklı bir dönem, keyifli bir dönem. Halkın oyununa ihanet etmeyenlerin, ülkeyi saraylarda değil halkla yönetenlerin dönemi geliyor. Saçmalıkları bir araya getirerek değil.

BU AKLI SONLANDIRACAĞIZ: Bu akıl tutulmasına son vereceğiz. ve halk iktidara gelecek. geleceksin bacım Sevgili kardeşim; geleceksin sen güzel kız; geleceksin. Kıyafeti, kıyafeti, hayatı ne olursa olsun her etnik kökenden ve inançtan milletimiz iktidara gelecektir. Uzlaşma, ışık iktidara gelecek. Mantık galip gelecek. Türkiye’yi üretimiyle, ekonomisiyle dünya başkanı, demokrasisi ve özgürlüğüyle örnek bir ülke yapmak için hep birlikte bu işi başaracağız. Ne kadar demokrasi, o kadar zenginlik. Bir adamın aklı bir ülkeyi yok eder. Ama bu milletin ortak aklı ülkeyi ayağa kaldırıyor. Bir kişinin aklı bu ülkeyi rezil eder. Ancak bu milletin aklı bu ülkeyi prestijli ve hak ettiği yere taşımaktadır. Onun için sandığa gideceğiz, oyumuzu kullanacağız. Hep birlikte elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Başka bir cins yok. Bak, birinci oyun bitti. Ortada bir ortalama yok. Maç 0-0 başlıyor.

BENİ TANIYORSANIZ BİR SANİYEDE KALBİNİZE GİRECEĞİM: Burada konuştuk. Korkunç bir söz mü söyledik? Birine korkunç bir şey mi söyledik? Kötü söz sahibine aittir. En kötü sözüm ne biliyor musun? ‘Allah şifa versin. Allah bu milleti onun gazabından korusun.” Biri bana siyasi düşmanlık yapıyor, yanımdan geçerken nasıl hissediyorum biliyor musunuz? Ne kadar üzülüyorum biliyor musun? Bazen eşim bana ‘Bu kadar üzgünsen neden bu işi yapıyorsun?’ Üzgünüm, ne yapmalıyım? Neden bana kızgın? Onun hakkında kötü konuşmuyorum, kötü bir şey söylemiyorum. Neden kızgın olduğunu biliyor musun? İnandığı kişi bana hakaret ettiği için sinirleniyor. Ancak beni tanımıyor. Beni tanıyorsa, kalbine bir saniyede girerim. İnanıyorum. Çünkü biz yeterince insanız. Bu ülkenin her insanına yakışır şeyler düşünüyoruz. Ne yapacağız? Çöpü çöpe atacağız. Uyum kazanacak, dürüstlük kazanacak, ahlak kazanacak, erdem kazanacak, çalışkanlık kazanacak. Biz oradayız?

İBB’DE ÇALIŞMAKTAN BENİ ŞİKAYET EDEN CUMHURBAŞKANI’NIN 6 ÇOK YAKIN Akrabası: İktidara geliyoruz. Kimseye zarar vermeyeceğiz. Bakın geçenlerde Başkanımız Babala TV diye bir televizyon programına katıldı. Biri çıkıp bana ‘Beni kovdu’ dedi. “Sözünü tutmadın” dedi. Yayınladık ama ben söyleyeyim. Bu vatandaş doğrudan bizimle değil, bir taşeronda çalışıyor. Ama zaten 2,5 yıldır bizimle çalışıyor. 2021 yılı sonunda alt işverenin sözleşmesi sona ermiş, iş sözleşmesi feshedilmiştir. Daha fazla bir şey söyleyeyim mi? Bugün notu başkana verdim. Çok yakın akrabalarından 6 tanesi – isim vermeyeceğim, yakınlıklarını vermeyeceğim – bizimle çalışıyor. Biz aile içindeyiz. Bizden önceki dönemin çalışanları. Ama buna rağmen saçlarına dokunmadık. Çalıştığı için, çalışkan olduğu için içinde terfi edenler bile oluyor. Bak ne kadar iyiyiz. Ama televizyona çıkıp beni Başkan’a şikayet eden ve Başkan’a ‘Şeref sözü verdin’ diyerek Başkanı küçük düşürmeye çalışan akıldır, bu da şer akıldır.”

SEÇİMDE YAZDIKLARINA BİLE DOKUNMADIK HAKKIMDA: Bak, bir şey daha söyleyebilir miyim? 2019 seçimlerinde benim hakkımda o kadar çok ağza alınmayacak, gülünç şeyler yazdı ki. Buna rağmen 2,5 yıl çalıştı. Neye sahip olduğumuzu biliyor musun? Hazreti Ömer’in adaletine sahibiz. Ali ahlakına sahibiz. Biz bu toprakların inançlarından geliyoruz. Mevlana’nın hoşgörüsüne sahibiz. Hacı Bektaş-ı Veli’nin hoşgörüsüne sahibiz. Biz bu toprakların insanlarıyız. Biz insan ayrımı yapmıyoruz kardeşim. Öyleyse bu kötülüğe bir son verelim. Bu ülkenin memurları, amirleri, bürokratları bizden korkmasın. Onların haklarını daha iyi koruyacağız. Bak, 20 yıldır konuşmuyorlar. Yönetime geldiğimizde aklını konuşacak, aklını masaya yatıracak. Bunlar onları neredeyse suskun hale getirdi. Bu ülkenin mevcut otoriter yönetimi, hepsini üç maymuna dönüştürdü. Ne görüyorlar, ne konuşuyorlar ne de duyuyorlar. Tüm duyularını açacağız. Akıllarıyla, bilgileriyle, fikirleriyle devletin bir parçası olacaklar.

BU MİLLETİN KALBİNE NE GİRİR AMA MİLLET YOLUYLA NE GİRİR: Bu nedenle çok verimli bir döneme hazırlanıyoruz. Bu dönemi anlatasınız diye söylüyorum. Birini ikna et. Başka bir şey istemiyoruz. Allah bizi sana, milletimize mahcup etmesin. Allah güç kuvvet versin, ilk işleri ne olacak biliyor musunuz? İlk işleri İstanbul’u yağmalamak olacaktır. Zaten diyorlar ki; Efendim, Ekrem İmamoğlu’nun defterini düreceklerdi. Bu milletin kalbine gireni ancak millet gönderir. Onun için İstanbul’a, Türkiye’ye, Ayazağa’ya, Sarıyer’e sahip çıkacağız. Hazır mıyız? Çalışacağız. ‘Zaten bir gün kaldı…’ Olsun. 24 saat, 30 saat çalışacak mıyız? Hazır mıyız? Sandıkta görev alacağız. Biz sandığa gideceğiz. Tamam mı? Bu bayraklarla aziz bayraklarımız 28 Mayıs’ı demokrasi bayramına çevireceğiz. Hazır mıyız? Allah yar ve yardımcınız olsun, geri gelsin bu demokrasi bayramı, Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı olsun, hep birlikte Çankaya’ya, Atatürk’ün köşküne yürüyelim. Kendine iyi bak. Her şey çok hoş olsun.”

haberpayas.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu